Sincaplar Sakladıkları Yiyeceği Aylar Sonra Nasıl Buluyor?
Sincaplar yüzlerce noktaya tek tek yiyecek gömer ve büyük bölümünü aylar sonra bulur. Bu becerinin arkasındaki mekân belleği, sahte gömme taktiği ve ormana katkısı.
Derya Akıncı 6 dk okuma
Sonbahar geldiğinde parklarda, bahçelerde ve orman kenarlarında aynı manzara tekrarlanır: bir sincap ağızında bir ceviz ya da fındıkla koşturur, uygun bir yer bulur, toprağı hızlıca kazar, yiyeceği bırakır, üstünü örter ve gözden kaybolur. Aynı hayvan bu işi tek bir gün içinde onlarca kez yapar. Sonrasında akla şu soru gelir: aylar sonra, üstelik toprak karlarla kaplıyken, bu küçük hayvan gömdüğü yüzlerce noktayı nasıl buluyor?
Cevap, uzun süre sanıldığı gibi yalnızca şansa ya da kokuya dayanmıyor. Sincapların besin saklama davranışı, hem şaşırtıcı bir bellek kapasitesini hem de ilginç bir aldatma stratejisini içeriyor. Üstelik bu davranışın sonuçları tek bir hayvanın karnını doyurmasının çok ötesine geçiyor ve doğrudan ormanların yayılmasıyla ilgili bir işlev görüyor.
Tek Depo Yerine Yüzlerce Küçük Zula
Kışlık besin saklayan hayvanlar genel olarak iki yöntem kullanır. Bazıları her şeyi tek bir yuvada ya da birkaç büyük depoda toplar. Bu yöntem düzenlidir ve hatırlaması kolaydır, ancak büyük bir riski vardır: depo bulunursa hayvan tüm kışlık stoğunu bir anda kaybeder.
Sincapların çoğu ise ikinci yolu seçer ve dağınık saklama denen yöntemi kullanır. Yiyecekler tek tek, birbirinden uzak yüzlerce noktaya gömülür. Her deliğe genellikle bir ya da birkaç parça konur. Böylece bir zulanın bulunması toplam stoğun yalnızca küçük bir bölümünün kaybı anlamına gelir.
Bu strateji güvenliği artırır ama karşılığında ciddi bir bilişsel yük getirir. Hayvanın yüzlerce farklı noktayı, üstelik mevsim değiştikçe görünümü tamamen başkalaşan bir arazide hatırlaması gerekir. İşte sincapların dikkat çekici becerisi tam burada devreye girer.
Koku mu, Bellek mi?
Uzun süre sincapların gömdükleri yiyeceği yalnızca koklayarak bulduğu düşünüldü. Koku gerçekten de rol oynar; özellikle toprak nemliyse, kabuklu yemişin kokusu birkaç santimetrelik örtüyü aşarak yüzeye ulaşabilir. Ancak koku tek başına açıklayıcı değildir.
Kuru ve donmuş toprakta koku neredeyse hiç yayılmaz. Kalın bir kar örtüsü varsa durum daha da zorlaşır. Buna rağmen sincaplar kışın ortasında doğrudan belirli noktalara gidip kazmaya başlar. Rastgele arayan bir hayvanın davranışı böyle görünmez; rastgele arama çok sayıda boş kazı ve dağınık bir gezinme demektir.
Gözlemler, hayvanların kendi gömdükleri noktaları, başka bireylerin gömdüğü noktalara kıyasla belirgin biçimde daha yüksek oranda bulduğunu gösterir. Eğer tek belirleyici koku olsaydı, kimin gömdüğünün bir önemi olmazdı. Demek ki devrede kokudan fazlası, yani bir hatırlama sistemi vardır.
Arazi Nasıl Ezberleniyor?
Sincapların kullandığı yöntem, noktaların koordinatlarını tek tek ezberlemek değildir. Bunun yerine çevredeki sabit işaretlere göre bir harita kurarlar. Büyük bir ağacın gövdesi, bir kaya, bir kütük, çitin bir köşesi referans noktası olur. Zula, bu referansların arasındaki ilişkiye göre konumlandırılır.
Bu yaklaşımın avantajı esnekliğidir. Yapraklar döküldüğünde, kar yağdığında ya da otlar uzadığında yüzeyin görüntüsü tamamen değişir, ama büyük referanslar yerinde kalır. Hayvan araziyi fotoğraf gibi değil, ilişkiler ağı gibi hatırladığı için görüntü değişse de yönünü bulabilir.
Saklama işini yoğun biçimde yapan hayvanlarda mekânsal bellekle ilgili beyin bölgelerinin mevsime bağlı olarak daha aktif hale geldiği bilinir. Yani beceri sabit bir yetenek değil, ihtiyaç arttığında güçlenen bir kapasitedir. Sonbahar boyunca yoğunlaşan saklama davranışı, hatırlama sisteminin de en çok çalıştığı dönemdir.
Rastgele Değil, Sınıflandırarak Saklamak
İlginç olan bir başka nokta, saklamanın rastgele yapılmamasıdır. Sincaplar besinleri türüne, büyüklüğüne ve dayanıklılığına göre farklı bölgelere gömme eğilimindedir. Çabuk bozulan ve daha az yağ içeren parçalar yakına ve erişimi kolay yerlere, uzun süre dayanabilen değerli parçalar ise daha uzağa ve daha derine bırakılır.
Bu ayrım hatırlamayı da kolaylaştırır. Zulaları tek tek değil, gruplar halinde düşünmek bellek yükünü azaltır. Bir bölgeyi hatırlamak, o bölgedeki onlarca noktaya dair genel bir bilgi sağlar. İnsanların eşyalarını odalara göre ayırmasına benzer bir mantık işler.
Bazı türler, gömmeden önce kabuklu yemişi kemirerek içindeki filizlenme noktasına zarar verir. Böylece gömülen parça baharda çimlenmez ve besin değerini korur. Bu davranış, saklamanın basit bir gömme işi değil, üzerine düşünülmüş bir depolama sistemi olduğunu gösterir.
Sahte Gömme: Seyirciye Karşı Bir Numara
Sincapların en dikkat çekici davranışlarından biri, izlendiklerini fark ettiklerinde yaptıkları sahte gömmedir. Hayvan toprağı kazar, eğilir, gömme hareketlerini eksiksiz yapar ve üstünü örter; ancak yiyeceği ağzından çıkarmamıştır. Gerçek zula biraz ilerideki başka bir noktaya, seyirci uzaklaştıktan sonra yapılır.
Bu davranışın nedeni, saklanan yiyeceğin ciddi bir hırsızlık baskısı altında olmasıdır. Kuşlar ve diğer sincaplar, kazma sesini ve hareketi izleyerek yeni gömülmüş bir zulayı kolayca bulabilir. Kışlık stoğun önemli bir bölümü bu şekilde el değiştirir.
Sahte gömme, bu baskıya karşı geliştirilmiş bir dikkat dağıtma taktiğidir. Hayvanın etrafında başka birinin olup olmadığına göre davranışını değiştirmesi, ortamı yalnızca algılamakla kalmayıp değerlendirdiğini gösterir. Yalnızken bu davranış belirgin biçimde azalır.
Unutulan Zulaların Ormana Katkısı
Sincaplar oldukça iyi hatırlar, ama hepsini hatırlamaz. Gömülen parçaların bir bölümü hiç geri alınmaz. Bazen hayvan o bölgeden uzaklaşır, bazen kışı atlatamaz, bazen de basitçe ihtiyaç duyulmadığı için zula yerinde kalır.
Toprağın altında, uygun derinlikte ve üstü örtülü biçimde bekleyen bu tohumlar için koşullar oldukça elverişlidir. Yüzeyde kalan bir tohum kurur ya da yenir; gömülü olan ise nemi korur ve bahar geldiğinde filizlenir. Yani unutulan her zula, potansiyel bir fidandır.
Bu nedenle meşe gibi ağır tohumlu ağaçların yayılmasında sincapların payı büyüktür. Rüzgârla taşınamayacak kadar ağır olan tohumlar, hayvanların gömme davranışı sayesinde ana ağaçtan onlarca metre uzağa taşınır. Ortaya, iki tarafın da kazandığı bir ilişki çıkar: hayvan besin depolar, ağaç yeni alanlara ulaşır.
Kışa Hazırlık ve Beslenme Düzeni
Yaygın kanının aksine sincapların çoğu kış uykusuna yatmaz. Soğuk ve fırtınalı günlerde yuvalarında uzun süre hareketsiz kalırlar, ancak metabolizmaları tamamen yavaşlamaz. Dolayısıyla kış boyunca düzenli olarak beslenmeleri gerekir; saklanan besinin önemi buradan gelir.
Sonbaharda beslenme temposu belirgin biçimde artar. Hayvan hem yağ deposunu büyütür hem de saklama işini yoğunlaştırır. Bu dönemde günün büyük bölümü toplamak, taşımak ve gömmekle geçer. Havaların soğumasıyla birlikte etkinlik günün en ılık saatlerine kayar.
Kışın erişilebilen zula sayısı beklenenden azsa, hayvan ağaç kabuğu, tomurcuk ve kurumuş meyve gibi düşük kalorili kaynaklara yönelir. Bu nedenle iyi bir saklama ve hatırlama performansı, doğrudan kışı atlatma şansını etkiler.
Şehirdeki Sincaplar ve İnsanla Kurulan İlişki
Parklarda yaşayan sincaplar, insan varlığına hızla alışır. Elle beslenmeye alışan bireylerde saklama davranışı azalmaz, aksine sıklaşır; verilen yiyecek çoğu zaman hemen yenmez, alınıp götürülür ve gömülür. Hayvan için bu, beklenmedik bir bolluğun değerlendirilmesidir.
Ancak insan eliyle verilen besinlerin çoğu bu hayvanların doğal beslenmesine uygun değildir. Tuzlu, şekerli ya da işlenmiş ürünler sindirim sorunlarına yol açar. Ayrıca düzenli beslenen bireyler doğal arama davranışlarını azaltarak insan varlığına bağımlı hale gelebilir.
Bahçesinde bu hayvanları gözlemlemek isteyenler için en sağlıklı yaklaşım, doğrudan beslemek yerine ortamı uygun hale getirmektir. Yerli ağaçların korunması, yaprak ve dal yığınlarının tamamen temizlenmemesi, toprağın tümüyle sertleştirilmemesi hayvanın kendi düzenini kurmasına alan tanır.
Bir sincabın toprağı eşelemesi, dışarıdan bakıldığında telaşlı ve gelişigüzel bir hareket gibi görünür. Oysa bu davranışın arkasında hem uzun süreli bir mekân belleği hem de rakiplere karşı geliştirilmiş bir strateji vardır. Hayvan kendi kışını güvence altına almaya çalışırken, farkında olmadan yeni ağaçların da yolunu açar. Doğadaki pek çok ilişki gibi bu da tek bir amaçla başlayıp çok daha geniş bir sonuç üretir; küçük bir hayvanın gündelik telaşı, ormanın uzun ömrüne sessizce katkı sunar.